Amerika Birleşik Devletleri, güneyinde ve iç topraklarında dönen geniş çaplı uyuşturucu ticaretinden dünyada şüphesiz en çok etkilenen ülke. Bundan muzdarip veya yarar sağlıyor değil, etkilenen diyorum zirâ ibrenin, para neredeyse daima o tarafa yönelmesi gibi kötü ünlü bir huyu olduğu bilinmektedir. Ortaya çıkan manzarada ise masum, orta-alt sınıf insanların bu kartellerden, çoğu durumda ise kartelle birlikte çalışan kirli hükûmetten çileyi çeken asıl güruh olduğu ortadadır. Sözlük anlamı kiralık kâtil anlamına geldiği filmin başında belirtilen Sicario, FBI özel operasyon timinden Kate Macer’ın gözünden hukuğun, kâğıt üzerindeki şatafatlı sözcüklerden ibaret olduğu bölgedeki savaşımını anlatıyor.
MAD MAX Fury Road (Eleştiri)
Nükleer savaşın her tarafı çorak araziye (wasteland) çevirdiği, benzinin insan canından değerli olduğu bir post-apokaliptik dünya senaryosunda, Yol Savaşçısı Max’in serüvenini anlatır bize George Miller. Karısı ve çocuğunun, görevi icabıyla tutuklamaya çalışırken ölümüne sebep olduğu çete üyesinin diğer yoldaşları tarafından vahşice öldürülmesiyle insanî yanını yitiren polis memuru Max, bu noktadan sonra –Fury Road dâhil- üç hikâyesi ile gerçekliği şüpheci, birer idea hâlinde karşımıza çıkar. Kahramanımız, kendisini kendinden çok büyük olayların içinde bulur. Bu olaylarda iyi ve kötü, keskin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır ve zulüm gören taraf asla değişmez. Bir “çılgın”a dönüşen Max, günün sonunda yine de ondan başka çaresi olmayan insanların belasından kurtulmasına yardım eder, kötülüğü def etmelerini sağlar. Her şeyin içinde bulunmuş bir karakter de filmin sonunda ona övgüler yağar, İsa misâli ilâhlaştırılan Max, gözden kaybolur, ufka bakakalırken ekran kararır… Aradan 30 yıl sonra, Fury Road ile wasteland’e geri dönene dek.
CREED (Eleştiri)
Creed, yeni milenyumda ortaya çıkan ve geçtiğimiz yılda Star Wars ve Mad Max ile muazzam örneklerini gördüğümüz, efsane serileri efsane isimlerle diriltme kurgusunun son isimlerinden bir tanesi. Rocky Balboa mirasını hak ettiği mertebeye taşımayı amaçlarken, eski rakip-en iyi arkadaş Apollo Creed’in soyundan serinin önünü açmayı ihmal etmiyor.
THE HATEFUL EIGHT (Eleştiri)
The Hateful Eight, Quentin Tarantino dehasının kariyerinde belki de yapım süreci en çetrefilli geçen eseri oldu. İnternete sızan senaryo, Tarantino’nun geri vites yapması, ABD’deki polislerin filmi boykotu, elli senedir kullanılmayan Ultra Panavison 70 teknolojisi darken, The Hateful Eight bir geldi pir geldi. Star Wars ile yakın tarihlere denk gelmesinden mütevellit arkaplanda kaldığı da söylenebilir. Normal koşullarda, efsâne besteci Ennio Morricone’nin 40 yıl sonra bir western filmi için orkestra karşısına geçeceği bile tek başına büyük yankı uyandırırdı. Lakin bunlar detay, ve elimizde son çalışmanın dışında başka detayların önem arz etmediği bir sanat eseri var.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)