"Her şey nasıl oldu?, "Nasıl buraya geldik?", "Neden buradayız?" türevi cevabı henüz sadece teorilere dayanan varoluşsal sorular, tarih boyunca akılsal düşünen tüm insanları meşgul etmekle beraber, sinemanın ve sinema özelinde bilimkurgunun da temel başvuru kaynaklarından biri olmuştur. Uzay ile varoluşu en iyi şekilde harmanlayan ve günümüzde bilinirliği en yüksek sinema eseri hiç kuşkusuz Stanley Kubrick'in 2001: A Space Odyssey'idir. Uzayı merkeze taşımasa da, Kubrick'in izinden giden Steven Spielberg'ün Artificial Intelligence'ı (Yapay Zekâ) yine geniş kitlelere ulaşıp gündeme oturmayı bilmiştir.
HOMELAND: 4. Sezon Prömiyeri (İnceleme)
Homeland, yaratıcı-yapımcılarının eski dizisi 24’ten feyz alırcasına, her sene değişik eksenlerde ilerliyor, içinde bulunduğu ortamdan ötürü akla gelebilecek sürüyle hadise yaşanıyor ve dizinin seyri bir anda 180 derece dönüveriyor… Özellikle bu sezon, bu dönüşü fazlasıyla hissedeceğimiz kesin. Zirâ Nicholas Brody’nin yokluğunda kendine yepyeni bir sayfa açan Homeland, yine okyanus aşırı ülkelerden ikisi olan Afganistan ve Pakistan’a giderek seyirciyi bir kez daha peşinden sürüklüyor ve favori adamımızın sözde ölümünden sonra “tamam mı, devam mı” ikilemine cevap vermeyi hedefliyor...
66. PRIMETIME EMMY ÖDÜLLERİ (Analiz)
Eğri oturup doğru konuşalım: 2014, televizyon açısından oldukça ses getiren, harika bir yıl. Alana kazandırılan yapımların birkaç istisna dışında hepsi büyük yankı uyandırmakla beraber son yılların en iyi dizi sezonunu yaşattı, yaşatmaya devam ediyor... Bu bağlamda, 2013-14 sezonu baz alınarak verilen Primetime Emmy ödülleri, sahiplerini bu gece buluyor. Bana da, sizi adaylar konusunda bilgilendirmek ve kişisel tahminlerimi okumaya davet etme görevi düşüyor. Ancak dram kategorisi şahsi uzmanlık alanı olduğundan, yalnızca bir başlık altındaki kategorileri değerlendireceğim. Keyifli okumalar.
24: LIVE ANOTHER DAY: 1. Sezon 7. Bölüm (İnceleme)
Ani gelişen aksiliklere bayılıyorum, velev ki 24, bu işin ustası, galiba en çok bu yüzden seviyorum diziyi. Geçen hafta Simone’un anneyi öldürüp kızını elinden kaçırması ve kızı kovalarken Londra’nın meşhur iki katlı kırmızı otobüsü tarafından darbe yemesi, beklenmedik güzel bir sürprizdi, eminim tüm izleyiciler içlerinden derin bir oh çekmiştir…
EDGE OF TOMORROW (Eleştiri)
Mimik adı verilen uzaylılar, Avrupa’dan başlayıp dünyayı istilaya koyulunca karşılık vermek zorunda kalan ülkeler birleşip United Defense Force’u kurmuşlar, mekalar yaratıp askerlere giydirmişlerdir. Mekaların icadına dek savaşı kazanan Mimikler, püskürtülmeye başlanmıştır. Fransa’da düşmanı bitirmeye yönelik topyekûn bir saldırı kararı alan UDF, rütbesine rağmen hayatında bir kere bile savaş yüzü görmeyen, Mekaları pazarlayıp savaşa katılma propagandası yapan ekran yüzü Binbaşı Bill Cage’i (Tom Cruise) ön cepheye gönderecektir. Cage, bu durumu kabullenemeyince komutanını tehdit eder ve cezasını, gemide ‘kaçak’ sıfatıyla dolaşarak ve ertesi sabah öleceğini bilerek çeker. Fakat savaş alanında ölür ölmez, gemide uyanacaktır. Ölür, uyanır, ölür, uyanır, ölür, uyanır, ölür, uyanır… Bu sonsuz döngüyü yok etmenin tek yolunu, bir zamanlar kendisinde de aynı özelliği taşıyan ve yine Binbaşı Cage gibi reklam yüzü olan, ancak ondan farklı olarak kıdemli bir çavuş rütbesi taşıyan gerçek bir askerde, Rita’da (Emily Blunt) bulur. Binbaşı ve Çavuş, kısır döngüyü sonlandırmak adına Omega denen yapıyı yok etmek için birlikte çalışmaya başlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)