THE UNTOUCHABLES: Bir diğer De Palma şaheseri


1930. Yasaklar, Chicago'yu savaşa girmiş bir şehir haline soktu. Rakip çeteler, şehrin milyar dolar değerindeki kanunsuz içki imparatorluğunun kontrolünü elde edebilmek için yarışıyorlardı. İsteklerini el bombaları ve makineli tüfeklerle elde ediyorlardı. Devir, Gangster lordlarının devriydi. Devir, Al Capone'nun devriydi.

BREAKING BAD: 5. Sezon 12. Bölüm

Spoiler içerir


Dizinin yapımcıları, seyircinin zihniyle oynamayı ve beklentisini iyi biliyor. Daha ilk saniyede Walt'un arabası yavaşlarken Jesse'nin içeride olduğunu ve Walt'un da içeri girmesiyle bir yüzleşme sahnesine tanık olacağımızı düşündünüz, değil mi? Ancak öyle olmadı. Walt, akrobatik hareketler vasıtasıyla eve girerken heyecanlandık; son odaya girerken nefesimiz tutuldu lâkin Jesse evde değildi. Bu durum karşısında Walt, Jesse'nin son anda evi yakmaktan vazgeçtiğini düşündü ama kendi adıma konuşmak gerekirse ben hiç de öyle düşünmedim çünkü Jesse Pinkman kendini kaybetmişti, bir an tereddüt etmeden o evi ateşe verecekti efendim. Yalnız sonrasında flashback aracılığıyla anladık ki; Hank...

R.I.P.D.: Bridges için bile seyretmeye değmez


Kötü eleştirileri görünce R.I.P.D.'yi daha çok merak etmeye başladım. Genelde huyum budur; bir film ne kadar yerden yere vurulursa vurulsun, o eseri bizzat görmek isterim. Son zamanlarda, Killing Season böyle bir örnek oldu. İzleyenlerin büyük çoğunluğu vakit kaybı diyordu fakat ben gayet beğendim. Tamam, eksikleri vardı ama zevkliydi. Belki de beğenmemin ana sebebi filmi izlemeden önceki düşük beklentilerimden kaynaklanıyor; belki filmin ortalaması yüz üzerinden doksan falan olsa, beğenmezdim. Velhasılıkelâm, bazı filmlerden çok şey beklememek lâzım, beklentileri yüksek tutmadan eğlenmeye bakmalıyız. Lâkin R.I.P.D. gerçekten kötü film mübârek...